Gebe Bir Kadın Dünyayı Nasıl Görür?

  • Ölüm gerçeği ile temas ederler: Kadınlar gebe kaldığında ilk kez ölüm gerçeği ile temas ederler. Yani bebeğini kaybetme veya kendini bir şey olursa bebeğine ne olur düşünceleri ile iç içe yaşarlar. Bu kaygı bilinçli veya bilinçdışı yollarla sıkça dile gelir.

  • Duygusal gelişim gösterirler: Gebelik, kadınlar ruhen değiştiren bir durumdur. Bir diğeri de doğumdur. Her iki süreç içerisinde kadını duygusal ve düşünsel olarak çok geliştirir. Kadın, gebelikle başlayan ve doğumla devam eden hızlı bir duygusal büyüme gösterir. Bu duygusal gelişim bazen kendi eşi ile arasında çatışmalara neden olan farklılıklar doğurmaktadır.

  • Kaygılı ve sorumlu hissedebilirler: Gebelikte kadın, zihinsel olarak sürekli bebeği ile onun sağlıklı gelişimi düşünceleri ile meşguldür. Duygusal olarak bebeğin sağlığı, bakımı, doğumu ve hayatı nasıl etkileyeceği ile ilgili kaygılı ve sorumlu hissedebilir.

  • Annelik hüznü yaşarlar: Ayrıca huzursuzluk, uykusuzluk, ağlama isteği, iştahsızlık ve dikkat dağınıklığı belirtilerinin görüldüğü annelik hüznü gebelik sürecinde başlayabilir ve doğumdan hemen sonraki günlerde bir iki hafta yoğun olarak yaşanır ve de geçici bir durumdur.

Gebelikten Önceki Dönemde Kadınların En Büyük Hassasiyetleri Nelerdir?

Gebelik dönemlerinde kadınlar fiziksel ve psikolojik olarak bir sürü değişiklik ile yüzleşme zorunda kalırlar. Gebe kadınları psikolojik yapılarına göre iki gruba ayrılmaktadır. Bunlar:

  • Kaygılı ve depresif olanlar: Bu gruptakiler yukarıda bahsedilen ve daha farklı nedenler ile gebelik sürecini bir hastalık gibi yaşarlar. Çevresindekiler bunu olumsuz duyguları ve tavırları ile pekiştirirler. Gebelik ve doğum sonrası da onlar için kaygılı bir süreçtir. Sürekli endişeli, gergin ve evhamlıdırlar. Dış etkenlerin varlığı yanında kaygılı bir kişilik yapısı da bu süreci bu şekilde yaşamalarına neden olmaktadır. Bu gruba giren kadınlar kendilerine veya bebeklerine kötü bir şey gelecek kaygısıyla yaşarlar.

  • Sakin ve huzurlu olanlar: Bu anne adayları gebelik sürecini ruhen ve bedenen keyif ile yaşarlar. İlişkisel ve sosyal olarak ihtiyaç duydukları destekleri varsa mutlulukla doğum anını beklerler. Ayrıca doğum sonrasında bebeğin getireceği değişimlere karşı kendilerini gerçekçi olarak hazırlarlar. Bu grup kadınlarda da aynı şekilde kaygı vardır fakat kaygıyla bilinçlenerek başa çıkarlar.

Bu Psikoloji Olumlu veya Olumsuz Olarak Bebeği Nasıl Etkiler?

Kadınların fiziksel, ruhsal ve hormonal değişimler ile karşı karşıya kalmaları, kadının bebeğine yeterince bakamayacağına dair düşünceleri, gebeliğin duygusal ve cinsel ilişkisini zorlayıcı bir etkiye sahip olması ve yeterli destek alınmaması gebe kadının depresif belirtiler yaşama riskini artırır. Diğer bir önemli noktada da geleneksel toplumlarda, batıl inanışlar ve tabularda gebe kadınları seks ve hareket anlamında baskı altında bırakarak strese sokmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre kadınların yaklaşık olarak %30’u gebelikleri sırasında depresyon yaşama riskine sahiptirler. Bu durum bebeğin kaygılı bir bebek olarak doğmasına neden olabilmektedir. Bir bebeğin psikolojisi ebeveynin psikolojisine bağlıdır. Dolayısıyla çocuğun tek kaderi vardır. Ebeveynin kimler olduğu ile ilgilidir. Bebeğin psikolojisi ve mizacı buna bağlı olarak gelişmektedir.

Lohusalık Sendromu Neden Olur?

Doğum Sonrası Depresyon, doğum yapan kadınların %5 – 30’unda görülmektedir. Klinik bir depresyon türü arasında yer almaktadır. Çoğu anne şikayetlerini depresyon olarak algılamadığından dolayı bu durumu uzun süre yaşamaktadırlar. Genellikle doğumdan sonra ilk yıl kadar kötü yaşam koşulları olan vakalarda daha uzun sürer. Doğum sonrası depresyon anne bebeğine ve eşine karşı ilgisizlik – kayıtsızlık gösterip düşmanca duygular hissedebilir. Anne adaylarının bu dönem içerisinde profesyonel yardım alması önemlidir. Çünkü bebeğin bilişsel ve duygusal gelişiminde uzun süreli yıkıcı bir etki yaratabilmektedir.

Gebelik döneminde olduğu gibi doğumdan sonra ise fiziksel, duygusal ve toplumsal birçok değişiklikler yaşanır. Kadının dokuz ay boyunca içinde taşıdığı değişen ilişkiler, bebeğin yokluğu, bebeğin yaşamak için ona bağımlı olması, anne olmanın getirdiği sorumluluklar, bebeğin zor veya hastalıklı bir bebek olması ve kadınların fazlasıyla duygu karmaşası içinde yaşamalarının nedenidir. Zaman geçtikçe ve destek aldıkça bu duruma yavaş yavaş alışılır ve kadın annelik rolünü hayatına adapte etmeye çalışır.

Kadının dış görünümü ile de duygusal iniş çıkışlarının nedeni olur. Gebelik boyunca fazla yediğinde hem şişman hem de gebe olan kadın doğum sonrası yalnızca şişman kalır. Çünkü kilolarını artık gebeliğinin arkasına saklayamaz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.